Mehmet Ördekçi'nin blogu

Özünde iyi bir blog…

türk anlamına gelmeyen türk kelimesi (2 entry)

pkk ortaya çıkana, hatta belirli bir seviyeye gelene kadar duymadığımız, onyıllar boyu nerelerde olduğunu merak ettiğimiz seçme saçma. pkk öncesini bilmeyip bunu da ilk defa duyanların fikir zannettiği zırva.

sen onca yıl türküz türküz, şöyleyiz böyleyiz, orta asya’dan geldik, viyana kapılarına dayandık diye kafa sik afedersin, sonra kürtler kürtlük bilincine varınca “yav zaten biz ne mutlu türküm derken yani türk anlamında demiyoz ki yani. kürtler ve öbürleri de dahil yani. o anlamda türk yani…” diye evele gevele.

bir ırk adı ki başka bir ırkı da kapsıyor ve çok temiz niyetli. e madem öyle türkiyelilik olsun çatı diyorsun ona bile razı olmuyor uyanık ırkçı. bizi kandıracak.

yıkıl karşımdan gözüm görmesin…

(mehmet ordekci, 20.01.2011 16:56)

*****

bir imlâ meselesi değil, tarihsel bir sorundur. en çok kürtlerin kürtlüğü inkâr edildiği için en çok kürtlerin ya da onların dostlarının itiraz ettiği seçme saçmadır.

diyeydi ki sen elbette kürtsün, türkler geldiğinde de buradaydın, başımızın üstünde yerin var, biz de zaten türk derken bir çoğunlukta olma durumunun dilbilgisel mecburiyetine teslim oluyoruz; ben de kanaydım.

sen senelerce kürt tarihini, kimliğini, dahası varlığını inkâr et, bunlar dağda kaldığı için konuşmayı unutmuş de, konuştukları dili dil saymadığın gibi üstüne bir de yasakla, kürt kelimesini bile eğitimde, resmiyette ve kültürel alanda yok say, hakaret, aşağılama hariç toplumsal alanda da kullanılmasına hoş bakma, “kürt halkı” diyeni mahkemede cezalandır, “kürt ulusu” diyeni direkt kurşuna diz, sonra gel vay efendim siz bizi yanlış anladınız olur mu öyle şey bakın fransa’da da bütün vatandaşlara fransız denir, yani o anlamda türk yani, guguk muguk…

yemezler. yemiyorlar netekim.

(bkz: anlaşılmayan bir dilde konuşan türk/@mehmet ordekci)

(bkz: kürt denilen aslında özbeöz türk olan vatandaşlar/@mehmet ordekci)

(mehmet ordekci, 20.01.2011 22:05)

Reklamlar

One comment on “türk anlamına gelmeyen türk kelimesi (2 entry)

  1. Murat
    03 Ağustos 2011

    Şu sizin milliyetçilik karşıtı fakat aynı zamanda Türk’ün karşısında bulunan bütün milliyetçiliklere yakın duruşunuz yok mu… Ah siz yok musunuz siz. Alengirli laflarla üste çıkmayı iyi biliyorsunuz. Yalnız sosyoloji bilginiz eksik sanırım. Zira millet nedir, ırk nedir zerre kadar tutarlı bir lafınız yok. Ermeniler iyi güzel, Kürtler mükemmel, Rumlar harika… İyi de kardeşim bunları sizin “soykırımcı” Türkler isteselerdi bin yıl önce yok ederlerdi, bu gerçeği neden atlıyorsun? İngiltere’de Keltler, Normanlar, şunlar, bunlar vardı bir zamanlar. Şimdi hiçbirinin esamesi okunmaz. Amerika’da İnkalar, Aztekler vardı, artık kalıntılarından haberdarız sadece. Ama, bir zamanlar Anadolu’da Kürt vardıysa hala var, Balkanlarda Bulgar vardıysa hala var. Ee o zaman sizin soykırım yapan, gaddar, baskıcı Türk milleti o kadar da gaddar değilmiş. Ne dersin?

    Gerçi hata bizde efendim. Yüzünde nur olmayanın sözünde hakikat kırıntısı arıyoruz yıllardır. Sonra birileri birilerine birilerini öldürtüyor ve siz Ermeni oluyorsunuz, eli kanlı bebek katillerine operasyon düzenleniyor siz Kürt oluyorsunuz. Yaşadığınız karmaşa içerisinde kimliksiz kalışınız, kendinizi ne idüğü belirsiz bir halde buluşunuz savruk dünya görüşünüzün de nasıl’ını, neden’ini açıklıyor. Bir ruh doktoruna görünseniz iyi edersiniz, tabii içinizde hala biraz ruh kırıntısı kalmışsa…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 20 Ocak 2011 by in Ek$i Sözlük (mehmet ordekci), politika.

Nüfus cüzdan sureti, ikâmetgâh ilmuhaberi, vesikalık fotoğraf

_________________
Mehmet Ördekçi,
Posta Kutusu: 25,
Sefaköy - İstanbul
_________________

İsteğim üzerine on yıllık hapisliğimin dokuz yılında her ay aksatmadan bana ücretsiz dergi gönderen Birikim'cilere sevgi ve saygılarımla...

Birikim Sayı: 271 / Kasım 2011

Geçen Ayın Birikimi

3-8 Wall Street'ten Huzur Sokağı'na: İşgal ve Direniş Günleri
Dilek Zaptçıoğlu

Kapak: SİLAH/LA MÜCADELE
9-10 Sunuş

11-17 Modern/Reel Sosyalizmin Elan Vital'i
Ömer Laçiner

18-23 Devrimci İlahiyat'ın Işığında Şiddet
Ahmet İnsel

24-26 Devrimci İlahiyat
Sergei Neçayev

27-38 Silahlı Mücadelelerin Ortaya Çıkışı, Yükselişi ve Bitişi Üzerine
Emin Alper

39-47 RAF: Yanlış yol, doğru rota
Kıvanç Koçak

48-58 Merih Cemal Taymaz ile Söyleşi: Türkiye'de Sol ve Silahlı Mücadele Bir Muhasebe

59-62 Arjantin'de Silahlı Mücadelenin Yenilgi ve Muhasebe Deneyimi
Aykan Sever

63-69 Laurence McKeown'la IRA ve İrlanda'da Barış Süreci Üzerine: "Duygusal Olmamayı Başarabilmek..."

Nasıl Bir Sol?
70-81 Tanınma Siyasetleri ve Sol
Ferdan Ergut

"Kürt Sorunu"
82-88 Dağ Kavminden Sokak Halkına Kürtler: Ev, Sokak ve Hapishane Arasında
Derviş Aydın Akkoç

Arap Baharı ve Suriye
89-96 Suriye'de Halk Ayaklanması, Siyaset ve Toplum
Seda Altuğ

In memoriam

"Elindeki tek alet çekiç olana bütün sorunlar çivi gibi görünür"müş (Abraham H. Maslow); peki elindeki tek alet silah olana?

Murat Ördekçi
(14 Ocak 1972-19 Aralık 2000)


MURAT’IN ANISI NEKROFİLLERİN* MALI DEĞİL!

(Kasım 2006'da açtığım ilk blogumun ilk yazısı)

Ceset Ticareti Anonim Zihniyeti'nin çeşitli internet sitelerinde kardeşim Mahmut Murat Ördekçi hakkında yazdıklarını ciddiye almayınız. Kötü bir niyetleri yok! İnsanları ölmeye (ve öldürmeye) davet eden her fanatizmin daha önce bu daveti kabul etmiş ölüleri mitleştirmeye ihtiyacı vardır.

Yedi yıldır cezaevinde olan Murat, kitap sayfalarında durduğu gibi durmayan devrim serabının hakikî ve somut duvarına çarpmıştı ve öldüğünde devrimci bile değildi. Bunu bile bile, şimdi onun cesedinden psikopat bir heykel yontmaya çalışıyorlar. Yıllarca koğuşta "misafir ağırlama sorumlusu" adı altında garsonluk yaptırdıkları kardeşim meğer "büyük komutan Murat yoldaş"mış! O kadar "proleter"miş ki bu Murat yoldaş, "yol yapım işlerinden şoförlüğe, çelik-pres işçiliğine kadar pek çok işte" çalışmış, bizden gizli! Oysa biz benimle birlikte eniştemizin elektrik malzemeleri üreten atölyesinde ve bir de Nişantaşı'ndaki Motta Pastanesi'nde çalıştığını biliyorduk. Sonradan içeride başına yönetici olan yiğitler şubede bülbül kesilip adını verdiği için 21'inde kaçak, 22'sinden itibaren mahpustu zaten; 18'ine kadar da öğrenciydi...

Örgüt yöneticilerinden ve kaşar yoldaşlardan tiksindiği, içindeki insan sevgisini ancak hep yeni gelen gençlerle ahbaplık ederek koruyabildiği o koğuşta sık sık içine çöreklenen karamsarlığı kovsun diye kaç mektup dolusu dil döktüğümü unuttuğum kardeşim, meğer 7 gün 24 saat devrimi ve partisini düşünen bir otomatmış! Ölürken bile yoldaşlarını soruyormuş. Oysa bana insandan çok hayvan görebileceği ıssız bir çiftlikte yaşamayı hayal ettiğini yazarken, insan diye koğuşundakilere göndermede bulunuyordu. Bana ve anneme yazdığı bütün mektuplar duruyor, gerekirse burada kendi el yazısıyla, fotoğraf formatında yayınlarım.

Murat'ı yaşama bağlayan, ölümünden iki yıl önce, kendi adını taşıyan yeğeninin dünyaya gelmesi oldu. Başta annesi ve yeğeni olmak üzere, ailesi dışında kimseyi düşünmezdi. Bunu onlar benden daha iyi biliyorlar aslında ama devrim için her şey mübah; adam ölmüş, parlatıp kullanmak lazım! Devrimci menkıbe yazarı, fedakâr "muhalif koyunlar" yetiştirmek için yazdığından, Murat'ı okuyucuya ideal bir "serdengeçti" olarak gösterme gayretiyle uçtukça uçmuş! Bu boku ben yemedim mi zamanında, yedim. Bile bile yalan söylemedim, ama bana iki laf söylendiyse ölmüş biri hakkında, kuşku duymadan, sorgulamadan o iki lafı süslü on iki laf yapıp yazdım. Şimdi buraya bu notu yazıyor olmam da "insan talihinin zalim imkânları"ndan (Tanpınar) olmalı.

Murat'ın devrimci olmadığını vurgulamak, arabesk bir masumiyet propagandası olarak anlaşılabilecek bir şey olduğu gibi, onun katillerinin dört duvar arasındaki silahsız bir insanı tarayarak öldürmeye sanki o insan devrimciyse hakları varmış anlamına gelebileceği için, "politik doğruculuk" açısından, bundan söz etmek istemiyordum. Ama normalde benzerlerini anlatılan benim kardeşim olduğu halde -rastladıkça- başlıklarına bakıp okumadan geçtiğim bir yazıyı okuyup kardeşimi orada tanınmaz halde görünce kendimi tutamadım; pişman değilim. Murat'ın anısı onların yeni Murat'lar tavlayabilmek için tepe tepe kullanabilecekleri "malları" değil!

Blogumda onunla ilgili sayfalar arttıkça, Murat'ın bir afiş değil, tıpkı devletin ve devrimcilerin katlettiği diğer on binlerce insan gibi, birilerinin oğlu ve kardeşi, ve de toprak altında yatan genç bir ölü olduğu görülecek. Ama önceliğimin oğullarının ölümünden sonra artık çok daha yaşlı insanlar olan annemin ve babamın hoşuna gidecek, onların gözünü dolduracak (gözüne görünecek anlamında) şeylerde olduğunu belirteyim hemen. Okuması kıt bu insanlar için Murat hakkında yazılan hangi saçmalığın onun hangi mektubuyla ya da görüş yerinde başbaşa kalabildikleri nadir zamanlarda söylediği hangi sözlerle çürütülebildiğinin bir önemi yok. Ve ayrıca zaten bu blogun konuları ve hedef kitlesi arasında, 21. yüzyılın sadece asayiş tarihinde sadece kanlı bir dipnot olmaya yazgılı "Türkiye devrimci hareketi" de bulunmuyor. Polemik meraklıları bu notla yetinip bir daha bu bloga uğramayabilirler...

*Nekrofili, ölü sevicilik demek. Ölülere tecavüz eden insan görünümlü yaratıkların sapkınlığı. Ama ben Erich Fromm'un psikiyatrist gözüyle totaliter fanatik ideolojilere bakarken kullandığı anlamıyla kullanıyorum. Yazdıklarımdan da görülebileceği gibi, onlar da ölmüşlere başka anlamda bayılıyorlar.

%d blogcu bunu beğendi: