Mehmet Ördekçi'nin blogu

Özünde iyi bir blog…

ersin kalkan (4 entry)

medyadan takip ettiğimiz bizim bi arkadaş. geçen yılın başlarında agos‘a verdiği hrant dink suikasti konulu bir söyleşisinden dolayı geçen yaz 13 yıllık gazetesi hürriyet’ten atılmıştı. kitap filan yazdı işte, boş durmadı gene. şimdi aktif gazeteciliğe bu kez bir tv kanalında dönüyormuş. atv’nin yeni haber kanalı a haber‘de editörlük ve özel haber muhabirliği yapacakmış. hürriyet’te yaptığı işleri yani.


http://www.medyaradar.com/haber/polemikkulis-59272/atvnin-yeni-kanali-a-habere-flas-transfer-hangi-basarili-haberci-kadroya-katildi-medyaradarozel.html

(mehmet ordekci, 23.03.2011 16:08)

*****

(DAHA ÖNCEKİLER)

*****

gıyabî tanışıklığımı birkaç gün önce vicahîye çevirmekten mutlu olduğum, hürriyet’e karşı özellikle son yıllarda artan antipatimden dolayı kaçırdığım yazılarını şu sıralar okumaya çalıştığım, özellikle azınlıkların tarihleri ve onlardan geriye kalanlarla yakından ilgili ve bu konularda çok birikimli gazeteci ve yazar. kanımca geleceğe kalacak gazetecilerdendir. bu nedenle birikimini yorumlarıyla ve yeni araştırmalarıyla birleştireceği kitap çalışmalarına önem vermesini dilemekteyim. bunu dilerken aynı zamanda yazılarını da daha sık periyodlarla görmeyi istemek çelişki midir bilmiyorum ama istiyorum.

yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır:

– aşkın içinde aşk var, yeni yaz yayınları, 2004
– son kahramanlar, doğan kitap, hürriyet serisi, 2004
– bir jitem dosyası: musa anter cinayeti – katille buluşma, güncel yayıncılık, 2006

daha kitaplaşmadan büyük ses getiren bir gazetecilik başarısı olan ve kitaplaşınca diyarbakır 3. asliye hukuk mahkemesi tarafından toplatılmış bulunan bu sonuncusunun geçen hafta “serbest kaldığını” söyledi ama bu beraat midir yoksa sadece toplatma kararı kalkmış ve dava sürmekte midir, sormayı akıl edemedim. zaten önemli olan da kitaba ulaşabilecek olmamız sanırım.

(mehmet ordekci, 09.06.2009 19:30)

*****

başka bazıları gibi kendi reklamını yapmayı bilmediği, ya da belki beceremediği, daha da büyük bir ihtimalle böyle şeyleri sevmediği için, ortaya koyduğu işlerin kalitesiyle “şöhreti” arasında mütekabiliyet dengesi bir türlü kurulamamış gazetecidir. bu, tanımımız olsun.

birkaç saat sonra bayilerde, öğle saatlerinde ise http://taraf.com.tr adresinde yerini alacak olan yarınki taraf’ta* demiray oral köşesini ona ayırmış. elbette hürriyet’ten atılması (ki bence vaka-ı hayriye’dir) münasebetiyle. bu da haberimiz…

… ha, alın konuyla ilgili derli toplu bir de link: http://www.medyaradar.com/haber/polemikkulis-44828/hurriyet-kaybetti-gazetecilik-deger-kazandi-odullu-gazeteci-ersin-kalkan-neden-harcandi.html (son paragraftan görülebileceği gibi yazarın konuyla ilgili görüşme isteğine “ben diyeceklerimi 19 ocak’ta dedim” diyerek karşılık vermiş. demek istediğim bu işte. kardeşim bağır çağır, ortalığı velveleye ver. ı-ıh. yapmaz abi bilirim ben bunu…)

(mehmet ordekci, 14.06.2010 04:22 ~ 04:24)

*****

yeraltındaki istanbul adlı kitabı istanbul büyükşehir belediyesi kültür a.ş. tarafından ingilizce ve türkçe olarak (ayrı ayrı) yayınlanan yazar. ingilizce versiyonun yarısının turistlerin yoğun ilgisiyle şimdiden tükendiği gelen bilgiler arasında.

bir de bu belediyenin talebi ile yazılmış bir kitap değil. dün akşam samanyolu haber’de, bu sabah cnn türk’te konuk olduğu programlarda kendisinden öğrendiğimize göre, o kitabı yazmaya başlamış, hemen iki yayınevi talip olmuş, biri türkçe, diğeri ise türkçe-ingilizce yayınlamak üzere. ama üçüncü talip olarak kadir topbaş türkçe ve ingilizcesini ayrı ayrı yayınlayalım deyince, kültür a. ş. ile anlaşmış yazarımız.

(bkz: yeraltındaki istanbul)

(mehmet ordekci, 27.09.2010 22:00)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 23 Mart 2011 by in bizim bi' arkadaş, Ek$i Sözlük (mehmet ordekci).

Nüfus cüzdan sureti, ikâmetgâh ilmuhaberi, vesikalık fotoğraf

_________________
Mehmet Ördekçi,
Posta Kutusu: 25,
Sefaköy - İstanbul
_________________

İsteğim üzerine on yıllık hapisliğimin dokuz yılında her ay aksatmadan bana ücretsiz dergi gönderen Birikim'cilere sevgi ve saygılarımla...

Birikim Sayı: 271 / Kasım 2011

Geçen Ayın Birikimi

3-8 Wall Street'ten Huzur Sokağı'na: İşgal ve Direniş Günleri
Dilek Zaptçıoğlu

Kapak: SİLAH/LA MÜCADELE
9-10 Sunuş

11-17 Modern/Reel Sosyalizmin Elan Vital'i
Ömer Laçiner

18-23 Devrimci İlahiyat'ın Işığında Şiddet
Ahmet İnsel

24-26 Devrimci İlahiyat
Sergei Neçayev

27-38 Silahlı Mücadelelerin Ortaya Çıkışı, Yükselişi ve Bitişi Üzerine
Emin Alper

39-47 RAF: Yanlış yol, doğru rota
Kıvanç Koçak

48-58 Merih Cemal Taymaz ile Söyleşi: Türkiye'de Sol ve Silahlı Mücadele Bir Muhasebe

59-62 Arjantin'de Silahlı Mücadelenin Yenilgi ve Muhasebe Deneyimi
Aykan Sever

63-69 Laurence McKeown'la IRA ve İrlanda'da Barış Süreci Üzerine: "Duygusal Olmamayı Başarabilmek..."

Nasıl Bir Sol?
70-81 Tanınma Siyasetleri ve Sol
Ferdan Ergut

"Kürt Sorunu"
82-88 Dağ Kavminden Sokak Halkına Kürtler: Ev, Sokak ve Hapishane Arasında
Derviş Aydın Akkoç

Arap Baharı ve Suriye
89-96 Suriye'de Halk Ayaklanması, Siyaset ve Toplum
Seda Altuğ

In memoriam

"Elindeki tek alet çekiç olana bütün sorunlar çivi gibi görünür"müş (Abraham H. Maslow); peki elindeki tek alet silah olana?

Murat Ördekçi
(14 Ocak 1972-19 Aralık 2000)


MURAT’IN ANISI NEKROFİLLERİN* MALI DEĞİL!

(Kasım 2006'da açtığım ilk blogumun ilk yazısı)

Ceset Ticareti Anonim Zihniyeti'nin çeşitli internet sitelerinde kardeşim Mahmut Murat Ördekçi hakkında yazdıklarını ciddiye almayınız. Kötü bir niyetleri yok! İnsanları ölmeye (ve öldürmeye) davet eden her fanatizmin daha önce bu daveti kabul etmiş ölüleri mitleştirmeye ihtiyacı vardır.

Yedi yıldır cezaevinde olan Murat, kitap sayfalarında durduğu gibi durmayan devrim serabının hakikî ve somut duvarına çarpmıştı ve öldüğünde devrimci bile değildi. Bunu bile bile, şimdi onun cesedinden psikopat bir heykel yontmaya çalışıyorlar. Yıllarca koğuşta "misafir ağırlama sorumlusu" adı altında garsonluk yaptırdıkları kardeşim meğer "büyük komutan Murat yoldaş"mış! O kadar "proleter"miş ki bu Murat yoldaş, "yol yapım işlerinden şoförlüğe, çelik-pres işçiliğine kadar pek çok işte" çalışmış, bizden gizli! Oysa biz benimle birlikte eniştemizin elektrik malzemeleri üreten atölyesinde ve bir de Nişantaşı'ndaki Motta Pastanesi'nde çalıştığını biliyorduk. Sonradan içeride başına yönetici olan yiğitler şubede bülbül kesilip adını verdiği için 21'inde kaçak, 22'sinden itibaren mahpustu zaten; 18'ine kadar da öğrenciydi...

Örgüt yöneticilerinden ve kaşar yoldaşlardan tiksindiği, içindeki insan sevgisini ancak hep yeni gelen gençlerle ahbaplık ederek koruyabildiği o koğuşta sık sık içine çöreklenen karamsarlığı kovsun diye kaç mektup dolusu dil döktüğümü unuttuğum kardeşim, meğer 7 gün 24 saat devrimi ve partisini düşünen bir otomatmış! Ölürken bile yoldaşlarını soruyormuş. Oysa bana insandan çok hayvan görebileceği ıssız bir çiftlikte yaşamayı hayal ettiğini yazarken, insan diye koğuşundakilere göndermede bulunuyordu. Bana ve anneme yazdığı bütün mektuplar duruyor, gerekirse burada kendi el yazısıyla, fotoğraf formatında yayınlarım.

Murat'ı yaşama bağlayan, ölümünden iki yıl önce, kendi adını taşıyan yeğeninin dünyaya gelmesi oldu. Başta annesi ve yeğeni olmak üzere, ailesi dışında kimseyi düşünmezdi. Bunu onlar benden daha iyi biliyorlar aslında ama devrim için her şey mübah; adam ölmüş, parlatıp kullanmak lazım! Devrimci menkıbe yazarı, fedakâr "muhalif koyunlar" yetiştirmek için yazdığından, Murat'ı okuyucuya ideal bir "serdengeçti" olarak gösterme gayretiyle uçtukça uçmuş! Bu boku ben yemedim mi zamanında, yedim. Bile bile yalan söylemedim, ama bana iki laf söylendiyse ölmüş biri hakkında, kuşku duymadan, sorgulamadan o iki lafı süslü on iki laf yapıp yazdım. Şimdi buraya bu notu yazıyor olmam da "insan talihinin zalim imkânları"ndan (Tanpınar) olmalı.

Murat'ın devrimci olmadığını vurgulamak, arabesk bir masumiyet propagandası olarak anlaşılabilecek bir şey olduğu gibi, onun katillerinin dört duvar arasındaki silahsız bir insanı tarayarak öldürmeye sanki o insan devrimciyse hakları varmış anlamına gelebileceği için, "politik doğruculuk" açısından, bundan söz etmek istemiyordum. Ama normalde benzerlerini anlatılan benim kardeşim olduğu halde -rastladıkça- başlıklarına bakıp okumadan geçtiğim bir yazıyı okuyup kardeşimi orada tanınmaz halde görünce kendimi tutamadım; pişman değilim. Murat'ın anısı onların yeni Murat'lar tavlayabilmek için tepe tepe kullanabilecekleri "malları" değil!

Blogumda onunla ilgili sayfalar arttıkça, Murat'ın bir afiş değil, tıpkı devletin ve devrimcilerin katlettiği diğer on binlerce insan gibi, birilerinin oğlu ve kardeşi, ve de toprak altında yatan genç bir ölü olduğu görülecek. Ama önceliğimin oğullarının ölümünden sonra artık çok daha yaşlı insanlar olan annemin ve babamın hoşuna gidecek, onların gözünü dolduracak (gözüne görünecek anlamında) şeylerde olduğunu belirteyim hemen. Okuması kıt bu insanlar için Murat hakkında yazılan hangi saçmalığın onun hangi mektubuyla ya da görüş yerinde başbaşa kalabildikleri nadir zamanlarda söylediği hangi sözlerle çürütülebildiğinin bir önemi yok. Ve ayrıca zaten bu blogun konuları ve hedef kitlesi arasında, 21. yüzyılın sadece asayiş tarihinde sadece kanlı bir dipnot olmaya yazgılı "Türkiye devrimci hareketi" de bulunmuyor. Polemik meraklıları bu notla yetinip bir daha bu bloga uğramayabilirler...

*Nekrofili, ölü sevicilik demek. Ölülere tecavüz eden insan görünümlü yaratıkların sapkınlığı. Ama ben Erich Fromm'un psikiyatrist gözüyle totaliter fanatik ideolojilere bakarken kullandığı anlamıyla kullanıyorum. Yazdıklarımdan da görülebileceği gibi, onlar da ölmüşlere başka anlamda bayılıyorlar.

%d blogcu bunu beğendi: