Mehmet Ördekçi'nin blogu

Özünde iyi bir blog…

Monthly Archives: Nisan 2011

kahramanmaraş’ta 4 kardeşin asılı olarak bulunması (2 entry)

sadece babanın trajedisine üzüldüğüm olay. annesi öldü diye intiharı düşünebilen/düşünebilecek diğer yetişkin insanlar da fazla oyalanmadan lütfen aramızdan ayrılsınlar.

24 Nisan 2011 · Yorum bırakın

sarkis seropyan

bir çınar. birkaç günden beri artık 75’lik bir çınar. “bizim” hrant’ın arkadaşı. ermeni milliyetinden bir anadolu bilgesi. 1935’te doğmuş sarkis amca. iki yaşındayken babasını kaybetmiş, babasız büyümüş. ekonomik güçleri yetmemiş, … Okumaya devam et

19 Nisan 2011 · Yorum bırakın

bedri baykam

her iki taraftan da altında derin parmak arayanların çıktığını gördüğümüz bir saldırıya maruz kalmış kişi. muhtemelen istanbul’da yaşayanlar olarak her birimizin her gün uğrayabileceği bir saldırı olduğu anlaşılacaktır. güncel adı … Okumaya devam et

18 Nisan 2011 · Yorum bırakın

doğu perinçek (2 entry)

kendisi kırk yılı aşan siyasî macerasında savunduğu çelişkili fikirleri ister alfabetik ister kronolojik sırayla alt alta yazsanız başınız dönmeden okuyamayacağınız biriyken başkalarına en çok yönelttiği suçlamanın “dönek” olması ayrı bir … Okumaya devam et

18 Nisan 2011 · 3 Yorum

serdar kaya

dinsel inancı olup olmaması bir yana, ilgi ve bilgi alanındaki konularda bir şeyi “allahın işleri işte” (ve benzeri) diye açıklamaya mecbur kalmayacak kadar donanımlı bir akademik kişidir. öyle olmasa zaten … Okumaya devam et

17 Nisan 2011 · Yorum bırakın

osman pamukoğlu (3 entry)

daha fazla programa çıkıp daha fazla konuşmasını istediğim asker-siyasetçi. biz ne desek inanmayacak olanlar için bir fenomenin kendi ağzından portresini çiziyor neg’zel. eh ortam da en azından şimdilik böylelerinin iktidara … Okumaya devam et

16 Nisan 2011 · Yorum bırakın

coşkun büktel

bütün dünyanın kendisine karşı birleştiği abi. ben önceden, internetsiz dönemde de okurdum uğradığı haksızlıklara karşı feryatlarını. hatta adını ilk 1991-1992 gibi insancıl dergisindeki bir yazısıyla duymuştum bak, onu da hatırlarım. … Okumaya devam et

08 Nisan 2011 · Yorum bırakın

işgalci tc kıbrıs’tan defol (2 entry)

öncelikle, “rum bayrağı” denilen bayrak sanırım kıbrıs bayrağı. kktc’yi aşağı bantulular bile bağımsız devlet olarak tanımadığı için yeryüzünde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti diye bir devlet yok, üzgünüm. vaktiyle rauf denktaş‘ın … Okumaya devam et

08 Nisan 2011 · 2 Yorum

hayata dönüş operasyonu

kardeşimin de kurbanları arasında olduğu katliam. (bkz: murat ördekçi) (bkz: mahmut murat ördekçi) bundan on yıl önce, bu ülkede, askerin içinde bulunduğu herhangi bir olayda sivillerin belirleyici olabileceğini sanan sığ … Okumaya devam et

07 Nisan 2011 · Yorum bırakın

mistaki

sözlükten önce de tanıdığım ve fekat sözlük yazarı olduğunu sürpriz “hoşgeldin”iyle öğrendiğim bizim bi arkadaş. sözlüğün az ve öz yazanlarından. söz konusu hoşgeldin mesajı milattan sonra nisan 2009’a tarihlendiğine göre … Okumaya devam et

05 Nisan 2011 · Yorum bırakın

bana bunu yapmayacaktı

bir psikopat klişesi. hapishanede tanıdığım, ağzından tekerleme gibi bu laf eksik olmayan, psikopati ile kuvvetli bir egonun bir arada yer aldığı bazı bünyeler bunca zamandan sonra her hatırlayışımda beni hâlâ … Okumaya devam et

01 Nisan 2011 · Yorum bırakın

ahmet şık (4 entry)

üveit atağı geçiriyorum. yani bir süreliğine önemli ölçüde körüm. evin içinde güneş gözlüğüyle yaşıyorum. ekranı iyice karartılmış bile olsa bilgisayar dahil herhangi bir ışık kaynağına bakamıyorum. tamamen kör olmamak için … Okumaya devam et

01 Nisan 2011 · Yorum bırakın

Nüfus cüzdan sureti, ikâmetgâh ilmuhaberi, vesikalık fotoğraf

_________________
Mehmet Ördekçi,
Posta Kutusu: 25,
Sefaköy - İstanbul
_________________

İsteğim üzerine on yıllık hapisliğimin dokuz yılında her ay aksatmadan bana ücretsiz dergi gönderen Birikim'cilere sevgi ve saygılarımla...

Birikim Sayı: 271 / Kasım 2011

Geçen Ayın Birikimi

3-8 Wall Street'ten Huzur Sokağı'na: İşgal ve Direniş Günleri
Dilek Zaptçıoğlu

Kapak: SİLAH/LA MÜCADELE
9-10 Sunuş

11-17 Modern/Reel Sosyalizmin Elan Vital'i
Ömer Laçiner

18-23 Devrimci İlahiyat'ın Işığında Şiddet
Ahmet İnsel

24-26 Devrimci İlahiyat
Sergei Neçayev

27-38 Silahlı Mücadelelerin Ortaya Çıkışı, Yükselişi ve Bitişi Üzerine
Emin Alper

39-47 RAF: Yanlış yol, doğru rota
Kıvanç Koçak

48-58 Merih Cemal Taymaz ile Söyleşi: Türkiye'de Sol ve Silahlı Mücadele Bir Muhasebe

59-62 Arjantin'de Silahlı Mücadelenin Yenilgi ve Muhasebe Deneyimi
Aykan Sever

63-69 Laurence McKeown'la IRA ve İrlanda'da Barış Süreci Üzerine: "Duygusal Olmamayı Başarabilmek..."

Nasıl Bir Sol?
70-81 Tanınma Siyasetleri ve Sol
Ferdan Ergut

"Kürt Sorunu"
82-88 Dağ Kavminden Sokak Halkına Kürtler: Ev, Sokak ve Hapishane Arasında
Derviş Aydın Akkoç

Arap Baharı ve Suriye
89-96 Suriye'de Halk Ayaklanması, Siyaset ve Toplum
Seda Altuğ

In memoriam

"Elindeki tek alet çekiç olana bütün sorunlar çivi gibi görünür"müş (Abraham H. Maslow); peki elindeki tek alet silah olana?

Murat Ördekçi
(14 Ocak 1972-19 Aralık 2000)


MURAT’IN ANISI NEKROFİLLERİN* MALI DEĞİL!

(Kasım 2006'da açtığım ilk blogumun ilk yazısı)

Ceset Ticareti Anonim Zihniyeti'nin çeşitli internet sitelerinde kardeşim Mahmut Murat Ördekçi hakkında yazdıklarını ciddiye almayınız. Kötü bir niyetleri yok! İnsanları ölmeye (ve öldürmeye) davet eden her fanatizmin daha önce bu daveti kabul etmiş ölüleri mitleştirmeye ihtiyacı vardır.

Yedi yıldır cezaevinde olan Murat, kitap sayfalarında durduğu gibi durmayan devrim serabının hakikî ve somut duvarına çarpmıştı ve öldüğünde devrimci bile değildi. Bunu bile bile, şimdi onun cesedinden psikopat bir heykel yontmaya çalışıyorlar. Yıllarca koğuşta "misafir ağırlama sorumlusu" adı altında garsonluk yaptırdıkları kardeşim meğer "büyük komutan Murat yoldaş"mış! O kadar "proleter"miş ki bu Murat yoldaş, "yol yapım işlerinden şoförlüğe, çelik-pres işçiliğine kadar pek çok işte" çalışmış, bizden gizli! Oysa biz benimle birlikte eniştemizin elektrik malzemeleri üreten atölyesinde ve bir de Nişantaşı'ndaki Motta Pastanesi'nde çalıştığını biliyorduk. Sonradan içeride başına yönetici olan yiğitler şubede bülbül kesilip adını verdiği için 21'inde kaçak, 22'sinden itibaren mahpustu zaten; 18'ine kadar da öğrenciydi...

Örgüt yöneticilerinden ve kaşar yoldaşlardan tiksindiği, içindeki insan sevgisini ancak hep yeni gelen gençlerle ahbaplık ederek koruyabildiği o koğuşta sık sık içine çöreklenen karamsarlığı kovsun diye kaç mektup dolusu dil döktüğümü unuttuğum kardeşim, meğer 7 gün 24 saat devrimi ve partisini düşünen bir otomatmış! Ölürken bile yoldaşlarını soruyormuş. Oysa bana insandan çok hayvan görebileceği ıssız bir çiftlikte yaşamayı hayal ettiğini yazarken, insan diye koğuşundakilere göndermede bulunuyordu. Bana ve anneme yazdığı bütün mektuplar duruyor, gerekirse burada kendi el yazısıyla, fotoğraf formatında yayınlarım.

Murat'ı yaşama bağlayan, ölümünden iki yıl önce, kendi adını taşıyan yeğeninin dünyaya gelmesi oldu. Başta annesi ve yeğeni olmak üzere, ailesi dışında kimseyi düşünmezdi. Bunu onlar benden daha iyi biliyorlar aslında ama devrim için her şey mübah; adam ölmüş, parlatıp kullanmak lazım! Devrimci menkıbe yazarı, fedakâr "muhalif koyunlar" yetiştirmek için yazdığından, Murat'ı okuyucuya ideal bir "serdengeçti" olarak gösterme gayretiyle uçtukça uçmuş! Bu boku ben yemedim mi zamanında, yedim. Bile bile yalan söylemedim, ama bana iki laf söylendiyse ölmüş biri hakkında, kuşku duymadan, sorgulamadan o iki lafı süslü on iki laf yapıp yazdım. Şimdi buraya bu notu yazıyor olmam da "insan talihinin zalim imkânları"ndan (Tanpınar) olmalı.

Murat'ın devrimci olmadığını vurgulamak, arabesk bir masumiyet propagandası olarak anlaşılabilecek bir şey olduğu gibi, onun katillerinin dört duvar arasındaki silahsız bir insanı tarayarak öldürmeye sanki o insan devrimciyse hakları varmış anlamına gelebileceği için, "politik doğruculuk" açısından, bundan söz etmek istemiyordum. Ama normalde benzerlerini anlatılan benim kardeşim olduğu halde -rastladıkça- başlıklarına bakıp okumadan geçtiğim bir yazıyı okuyup kardeşimi orada tanınmaz halde görünce kendimi tutamadım; pişman değilim. Murat'ın anısı onların yeni Murat'lar tavlayabilmek için tepe tepe kullanabilecekleri "malları" değil!

Blogumda onunla ilgili sayfalar arttıkça, Murat'ın bir afiş değil, tıpkı devletin ve devrimcilerin katlettiği diğer on binlerce insan gibi, birilerinin oğlu ve kardeşi, ve de toprak altında yatan genç bir ölü olduğu görülecek. Ama önceliğimin oğullarının ölümünden sonra artık çok daha yaşlı insanlar olan annemin ve babamın hoşuna gidecek, onların gözünü dolduracak (gözüne görünecek anlamında) şeylerde olduğunu belirteyim hemen. Okuması kıt bu insanlar için Murat hakkında yazılan hangi saçmalığın onun hangi mektubuyla ya da görüş yerinde başbaşa kalabildikleri nadir zamanlarda söylediği hangi sözlerle çürütülebildiğinin bir önemi yok. Ve ayrıca zaten bu blogun konuları ve hedef kitlesi arasında, 21. yüzyılın sadece asayiş tarihinde sadece kanlı bir dipnot olmaya yazgılı "Türkiye devrimci hareketi" de bulunmuyor. Polemik meraklıları bu notla yetinip bir daha bu bloga uğramayabilirler...

*Nekrofili, ölü sevicilik demek. Ölülere tecavüz eden insan görünümlü yaratıkların sapkınlığı. Ama ben Erich Fromm'un psikiyatrist gözüyle totaliter fanatik ideolojilere bakarken kullandığı anlamıyla kullanıyorum. Yazdıklarımdan da görülebileceği gibi, onlar da ölmüşlere başka anlamda bayılıyorlar.