Mehmet Ördekçi'nin blogu

Özünde iyi bir blog…

Koğuş arkadaşım İsmail Beşikçi

İlk olarak Agos gazetesinin kitap eki Agos Kirk’in 32′nci (Haziran 2011) sayısında yayınlanmıştır. İletişim Yayınları aslında çok geç kalınmış bir görevi üstlenerek sosyolog İsmail Beşikçi için bir kitap hazırladı. Kitabın … Okumaya devam et

07 Temmuz 2011 · 3 Yorum

Toprağa “vatan” denmeli ki, uğrunda ölen çıksın!(*)

İlk olarak Agos gazetesinin kitap eki Agos Kirk’in 32’nci (Haziran 2011) sayısında yayınlanmıştır. Bu ülkenin mürekkep yalamışları arasında bile zorunlu askerliğin silahla, bombayla ilgili bir şey olduğunu düşünenler hâlâ çoğunlukta. … Okumaya devam et

07 Temmuz 2011 · 1 Yorum

kahramanmaraş’ta 4 kardeşin asılı olarak bulunması (2 entry)

sadece babanın trajedisine üzüldüğüm olay. annesi öldü diye intiharı düşünebilen/düşünebilecek diğer yetişkin insanlar da fazla oyalanmadan lütfen aramızdan ayrılsınlar.

24 Nisan 2011 · Yorum bırakın

sarkis seropyan

bir çınar. birkaç günden beri artık 75’lik bir çınar. “bizim” hrant’ın arkadaşı. ermeni milliyetinden bir anadolu bilgesi. 1935’te doğmuş sarkis amca. iki yaşındayken babasını kaybetmiş, babasız büyümüş. ekonomik güçleri yetmemiş, … Okumaya devam et

19 Nisan 2011 · Yorum bırakın

bedri baykam

her iki taraftan da altında derin parmak arayanların çıktığını gördüğümüz bir saldırıya maruz kalmış kişi. muhtemelen istanbul’da yaşayanlar olarak her birimizin her gün uğrayabileceği bir saldırı olduğu anlaşılacaktır. güncel adı … Okumaya devam et

18 Nisan 2011 · Yorum bırakın

doğu perinçek (2 entry)

kendisi kırk yılı aşan siyasî macerasında savunduğu çelişkili fikirleri ister alfabetik ister kronolojik sırayla alt alta yazsanız başınız dönmeden okuyamayacağınız biriyken başkalarına en çok yönelttiği suçlamanın “dönek” olması ayrı bir … Okumaya devam et

18 Nisan 2011 · 3 Yorum

serdar kaya

dinsel inancı olup olmaması bir yana, ilgi ve bilgi alanındaki konularda bir şeyi “allahın işleri işte” (ve benzeri) diye açıklamaya mecbur kalmayacak kadar donanımlı bir akademik kişidir. öyle olmasa zaten … Okumaya devam et

17 Nisan 2011 · Yorum bırakın

osman pamukoğlu (3 entry)

daha fazla programa çıkıp daha fazla konuşmasını istediğim asker-siyasetçi. biz ne desek inanmayacak olanlar için bir fenomenin kendi ağzından portresini çiziyor neg’zel. eh ortam da en azından şimdilik böylelerinin iktidara … Okumaya devam et

16 Nisan 2011 · Yorum bırakın

coşkun büktel

bütün dünyanın kendisine karşı birleştiği abi. ben önceden, internetsiz dönemde de okurdum uğradığı haksızlıklara karşı feryatlarını. hatta adını ilk 1991-1992 gibi insancıl dergisindeki bir yazısıyla duymuştum bak, onu da hatırlarım. … Okumaya devam et

08 Nisan 2011 · Yorum bırakın

işgalci tc kıbrıs’tan defol (2 entry)

öncelikle, “rum bayrağı” denilen bayrak sanırım kıbrıs bayrağı. kktc’yi aşağı bantulular bile bağımsız devlet olarak tanımadığı için yeryüzünde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti diye bir devlet yok, üzgünüm. vaktiyle rauf denktaş‘ın … Okumaya devam et

08 Nisan 2011 · 2 Yorum

hayata dönüş operasyonu

kardeşimin de kurbanları arasında olduğu katliam. (bkz: murat ördekçi) (bkz: mahmut murat ördekçi) bundan on yıl önce, bu ülkede, askerin içinde bulunduğu herhangi bir olayda sivillerin belirleyici olabileceğini sanan sığ … Okumaya devam et

07 Nisan 2011 · Yorum bırakın

mistaki

sözlükten önce de tanıdığım ve fekat sözlük yazarı olduğunu sürpriz “hoşgeldin”iyle öğrendiğim bizim bi arkadaş. sözlüğün az ve öz yazanlarından. söz konusu hoşgeldin mesajı milattan sonra nisan 2009’a tarihlendiğine göre … Okumaya devam et

05 Nisan 2011 · Yorum bırakın

bana bunu yapmayacaktı

bir psikopat klişesi. hapishanede tanıdığım, ağzından tekerleme gibi bu laf eksik olmayan, psikopati ile kuvvetli bir egonun bir arada yer aldığı bazı bünyeler bunca zamandan sonra her hatırlayışımda beni hâlâ … Okumaya devam et

01 Nisan 2011 · Yorum bırakın

ahmet şık (4 entry)

üveit atağı geçiriyorum. yani bir süreliğine önemli ölçüde körüm. evin içinde güneş gözlüğüyle yaşıyorum. ekranı iyice karartılmış bile olsa bilgisayar dahil herhangi bir ışık kaynağına bakamıyorum. tamamen kör olmamak için … Okumaya devam et

01 Nisan 2011 · Yorum bırakın

nur banu molla

favori haber spikerim. türkçe telaffuz kılavuzu gibi kadın. “is-tii-faa-sı”, “ev-raakı”… filan. power fm’de şimdi. sabah 6-7-8-9 saat başı haberlerini ondan alıyoruz.

24 Mart 2011 · Yorum bırakın

ersin kalkan (4 entry)

medyadan takip ettiğimiz bizim bi arkadaş. geçen yılın başlarında agos‘a verdiği hrant dink suikasti konulu bir söyleşisinden dolayı geçen yaz 13 yıllık gazetesi hürriyet’ten atılmıştı. kitap filan yazdı işte, boş … Okumaya devam et

23 Mart 2011 · Yorum bırakın

semensima

ikimizin de çok çalışması gerekiyor çok. görüşemez olduk. (hemen bi arkadaşı tanımlayıp çıkıcam:) kompakt bilgi küpü. hayır öğreniyor öğreniyor doymuyor; yarın 40’ına gelmeden her şeyi öğrenmiş olursa ondan sonra ölene … Okumaya devam et

10 Mart 2011 · Yorum bırakın

murat çiçek

birkaç hafta önce kanal 24 haber müdürlüğüne getirilmiş haberci. eğitimi medya ile ilgisi olmayan bir alanda olmasına rağmen daha öğrenciyken başladığı televizyonculuk pratiği içinde kendi kendisini yetiştirip iyi noktalara gelmiştir. … Okumaya devam et

09 Mart 2011 · Yorum bırakın

gülsüme zübeyde abir

ana kuzusu. nicelerinden biri. bir ceylan. başka bir ceylan.* yeryüzünün bütün bayraklarının toplamından, bütün vatanlardan, bütün devrimlerden, bütün ulusal kurtuluş bilmem nelerinden, kurulmuş ve kurulacak bütün devletlerden, kurulmuş ve kurulacak … Okumaya devam et

21 Şubat 2011 · Yorum bırakın

serap eser

mezarları onlarca yıl önce ulu führer’in belirlediği gerzek bir inkâr politikasıyla kazılmaya başlanmış onbinlerce (*) terör kurbanından biri. en ilgisizlerinden, en masumlarından biri.

25 Ocak 2011 · Yorum bırakın

türk anlamına gelmeyen türk kelimesi (2 entry)

pkk ortaya çıkana, hatta belirli bir seviyeye gelene kadar duymadığımız, onyıllar boyu nerelerde olduğunu merak ettiğimiz seçme saçma. pkk öncesini bilmeyip bunu da ilk defa duyanların fikir zannettiği zırva. sen … Okumaya devam et

20 Ocak 2011 · 1 Yorum

anlaşılmayan bir dilde konuşan türk

tutarlı bir kemalistin sözlüğünde -afedersiniz- kürt’ün tanımı. kürtçenin tanımını da içeriyor. hakkaten büyük adammış. hayat hep onu doğruladı. doğrulamaya da devam ediyor. o kartallardan daha uzak görüşlü, evrensel ölçekte bir … Okumaya devam et

20 Ocak 2011 · Yorum bırakın

koenagadol

2011’de yazmaya başlayacağım kitaba ortak yazar olma teklifimi kabul etmeyen biarkadaş. ben de tenzil-i rütbe ile kendisini ibranice danışmanlığıma tayin ettim. buradan tebliğ ediyorum. ben şöhret basamaklarını adım adım çıkarken, … Okumaya devam et

29 Aralık 2010 · Yorum bırakın

murat utkucu

siyasal’dan, eski günlerden arkadaşım. izmir’de yaşıyor. yirmi yıl görüşmedik, haberleşmedik. sonra geçen sene rastlantılar, ortak arkadaşlar derken yeniden irtibat kurmuş olduk. daha yüz yüze görüşmüş değiliz ama telefon ve yazılarla … Okumaya devam et

27 Aralık 2010 · Yorum bırakın

ismail nacar

“ben ben ben ben ben ben ben ben…” diyebilme konusunda yalçın küçük‘ün bile eline su dökemeyeceği egotist kişi. “yazar” olduğunu yerli yersiz vurgular. çok kanallı dönem başladığından beri tartışma programlarında … Okumaya devam et

23 Aralık 2010 · Yorum bırakın

17 aralık 2010 genelkurmay basın açıklaması

sırf genelkurmay tarafından yazıldığı için karşı olduğum bildiridir; doğruya doğru… da bunun nesi yanlış? evvelsi gün namaz kur’an, dün solculuk, bu sabah kürtlük-türklük, sonra başörtüsü, ve şimdi de anadil; bu … Okumaya devam et

17 Aralık 2010 · Yorum bırakın

hayat kadınına aşık olmak

özgüven sorunu yaşayan erkeklerin hayal dünyalarında geniş yer kaplayan durum. derununda, o kadının nasılsa böyle bir “büyüklüğü” reddetmeyeceği ve kahramanımızın kollarına koşmakla kalmayıp sadakatle ona bağlanacağı inancı yatar. bu inancı … Okumaya devam et

11 Aralık 2010 · Yorum bırakın

nasılsa hapiste şişlerler bunu

hapishanelerde, ya da belki hapishanelerin çoğunda, tecavüzden yatan tutuklu ve hükümlülerin diğerlerinin bir isyan durumunda bile kolayca ulaşamayacağı ayrı bir bölümde tutulmalarının sebebi olan mantık. bu koğuşlarda kalan mahkûmlardan birkaçıyla … Okumaya devam et

31 Ekim 2010 · Yorum bırakın

rachel corrie

benim için özgeciliğin, kendi kabuğunda yaşayan bir böcek ol(a)mamanın simgelerinden biri. 2003’te, ben afyon cezaevindeyken ve çıkmama 40 gün kalmışken katledildi. “bundan sonraki hayatım”la ilgili iç hesaplaşmaların doruk noktasında. sık … Okumaya devam et

05 Haziran 2010 · Yorum bırakın

pkk’lı kadınların cinsel hayatı (2 entry)

yoktur. ama dışarıdan, uzaktan, buralardan merak edeni çoktur. bazen bu merak hayal gücünü tetikler. tetiklenen hayal gücü hayal sıçmaya başlar.

23 Mayıs 2010 · Yorum bırakın

ahmet türk (3 entry)

ilk olarak 1988’de öğrenci temsilcileri olarak meclise gittiğimizde o zamanki shp’nin “sol kanat” milletvekili olarak tanıştığım, yıllar sonra ise ankara merkez kapalı cezaevinde karşılaştığım kürt siyasetçi. diğer dep’li milletvekilleriyle birlikte … Okumaya devam et

28 Nisan 2010 · Yorum bırakın

osmanlıca bilmeyen entelektüel değildir

ilk murat bardakçı‘dan duysam tepkisel olarak itiraz edebilirdim ama bu benim de çok önceden kani olduğum bir hakikattir efendim. beni ciddiye almazsınız tabii ama rahmetli attila ilhan da bu görüşteydi. … Okumaya devam et

11 Nisan 2010 · Yorum bırakın

alp ata akçayöz

19 aralık 2000 günü 20 kadar cezaevinde jandarma tarafından başlatılan “hayata dönüş operasyonu” kod adlı katliamların ümraniye cezaevinde yardım yataklıktan yatmakta olan kurbanı. genç eşi ve küçük çocuğunun yanı sıra … Okumaya devam et

21 Aralık 2009 · Yorum bırakın

elif tunca (2 entry)

ne yazık ki epey bir süredir zaman gazetesinin ya da başka bir gazetenin sinema neferi olmayan arkadaşımdır. buna rağmen ve bu kadar aradan sonra radikal gazetesi sinema yazarı uğur vardan‘ın … Okumaya devam et

30 Kasım 2009 · Yorum bırakın

Asker Bi’şey Yapsın Artık!*

Bu ilk yazıma “iyimser bir başlangıç” başlığını koyup son birkaç yılda yoğunlaşan siyasal hengâmeden kaygı ve karamsarlık değil umut ve iyimserlik devşirmemiz gerektiğini anlatacaktım. Böyle bir operasyon ve dava hiç … Okumaya devam et

23 Ağustos 2009 · 3 Yorum

“Mecliste Arbede”den “Kürt Açılımı”na: 20 Yıl Önce, 20 Yıl Sonra*

“Mehmet Ali Eren” adına Ekşi Sözlük’te açılmış bir başlık olmadığını görmek, ilk şaşkınlığımdı. Aynı adı Google’da arattığımda şaşkınlığım daha da büyüdü. Benim hafızam mı yanılgıda acaba, hatırladığım o olay sadece … Okumaya devam et

19 Ağustos 2009 · 7 Yorum

mosuo

arjantinli gazeteci ricardo coler’in kitabından aktarılanlardan özellikle “erkekler daha az çalışıyor ve bütün gün arkadaşlarıyla oturuyorlar. her gece başka bir kadınla beraber olabiliyorlar. kadınlar parayı da yönettiği için, erkeklerin o … Okumaya devam et

30 Mayıs 2009 · Yorum bırakın

ulucanlar katliamı

bir şekilde elime geçmiş bir dosyada kurbanlarının otopsi masalarında çekilmiş fotoğrafları otopsi raporlarına ekli olarak bulunan katliam. daha önce ben de o cezaevinde yattım. şimdi o katliamın öncesini konuşsak belki … Okumaya devam et

01 Mayıs 2009 · Yorum bırakın

Bize Mâna Gerek, Dâva Gerekmez!

İlk olarak Varlık dergisinin Nisan 2008 sayısında yayınlanmıştır. Türkiye’ye ne olumlu ne de olumsuz anlamda büyük özgünlükler atfeden biri değilimdir, ama bu kadarının da her ülke için geçerli olduğunu sanmam: … Okumaya devam et

01 Nisan 2008 · 2 Yorum

Sonsuzluğa Dalan Arkeolog

derKi’de yayınlanan son yazım. Aralık 2007’deki 25. sayıdan… Tembel değilim ben. Ama bazen kendime de öyle göründüğüme göre herhalde dışarıdan tembel görünüyorum. Çok uyumam, kahveci Cengiz’in her karşılaşmamızda tekrarlanan ısrarlı … Okumaya devam et

08 Aralık 2007 · Yorum bırakın

Yinee de Şahlaanıyoor Aaman!

İlk olarak 4 Kasım 2007 günkü Radikal İki’de (Radikal gazetesi pazar eki) yayınlanmıştır. Göstergebilimin (semiyoloji) kurucu babalarından Roland Barthes, bundan otuz yıl önce, Collège de France’a kabulü dolayısıyla yaptığı ünlü … Okumaya devam et

04 Kasım 2007 · Yorum bırakın

Sigarayı Hatırlama Yazısı

Kasım 2007’de, derKi’nin 24. sayısında yayınlanmıştı… Başka türlü baş edemeyeceğime inandığım bir üzüntüme eşlik etsin diye bir süredir yeniden sigara içiyorum. Daha önce içmediğim kadar. Günde iki paket. On gün … Okumaya devam et

24 Ekim 2007 · Yorum bırakın

Önümüzdeki Asıl Tehlike: Cezayir Olmak!

AKP’nin bütün aleyhte çabalara rağmen ezici bir başarıyla çıktığı 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinin ardından yazdığım ve derKi’nin başlığını “Ya Cezayir olursak?” şeklinde değiştirerek yayınladığı yazım… 22 Temmuz günü Türkiye … Okumaya devam et

08 Ağustos 2007 · 2 Yorum

Fotoğraflardaki vahşi hayvanları bulunuz

İpuçları: 1) Hiçbir kedi spor olsun diye fare öldürmez. 2) Hiçbir tilki bir tavuğu baska tilkilere satmak için boğmaz. 3) Bir ayının yiyemeyeceği kadar armutu toplayıp stoklayarak başka ayıları aç … Okumaya devam et

24 Mayıs 2007 · 3 Yorum

Kedisiz Bir Adamın Kedili Tarihi

Mayıs 2007’de derKi’nin 22. sayısında yayınlanan yazım… İnsan herhangi bir konuda önündeki iki seçenek arasında çok fazla bocalıyorsa, aklının elediği seçenekte kalmaması için ya ikisini birden seçmeli, ya da bu … Okumaya devam et

23 Mayıs 2007 · Yorum bırakın

Murat Can’ın eli…

Birkaç yıl önceydi. Tarayıcı (scanner) adı verilen cihazın nasıl kullanıldığını ve optik karakter tanıma (OCR) denen işlemin nasıl yapıldığını öğrenmek için kendi kendime deneme-uygulama yapmaktaydım. O zaman henüz okula başlamadığı … Okumaya devam et

21 Mart 2007 · Yorum bırakın

Bu Cinayet Türklüğe Hakarettir!

Açık Radyo’nun yayınını keserek Hrant’ın vurulduğunu haber vermesinden birkaç saat sonra yazmaya başlayıp aynı akşam derKi’ye gönderdiğim ve ertesi gün (20 Ocak 2007) derKi’nin portal kısmında yayınlanan yazı… Ataları bu … Okumaya devam et

20 Ocak 2007 · 1 Yorum

Sonsuzluğa Açılan Koğuş

derKi’nin Ocak 2007 tarihli 22. sayısında yayınlanan, en otobiyografik yazım. Hapishanedeki ilk gecemde, uyuyamamıştım. Çünkü orada olduğuma hâlâ inanamıyordum. Ama akıllara ilk gelecek nedenden değil. Yıllardır, üstelik dağda bayırda değil … Okumaya devam et

11 Ocak 2007

Sabetaycılar, Küçük Hoca ve ‘Usturuplu’ Faşizm (Sabetaycılar ve Küçük Hoca)

İlk olarak derKi’nin Kasım 2006 tarihli 18. sayısında, -değişiklik için benim de onayım alınarak- “Sabetaycılar ve Küçük Hoca” başlığıyla yayınlanmış, 12 yıllık bir aradan sonra yazmaya geri dönüş yazım. Hayatımdan … Okumaya devam et

30 Ekim 2006 · 8 Yorum

Özensiz Çeviri Sağlıksız Okuyucu Doğuruyor

1995 yılında Ankara Merkez Kapalı 5. koğuşta yatarken yazdığım ve dönemin önemli kitap dergisi Kitap Gazetesi’nin Mayıs 1995 tarihli 44. sayısında, genel yayın yönetmeni Mustafa Karaca’nın o ayki editoryal yazı … Okumaya devam et

01 Mayıs 1995 · 4 Yorum

Nüfus cüzdan sureti, ikâmetgâh ilmuhaberi, vesikalık fotoğraf

_________________
Mehmet Ördekçi,
Posta Kutusu: 25,
Sefaköy - İstanbul
_________________

İsteğim üzerine on yıllık hapisliğimin dokuz yılında her ay aksatmadan bana ücretsiz dergi gönderen Birikim'cilere sevgi ve saygılarımla...

Birikim Sayı: 271 / Kasım 2011

Geçen Ayın Birikimi

3-8 Wall Street'ten Huzur Sokağı'na: İşgal ve Direniş Günleri
Dilek Zaptçıoğlu

Kapak: SİLAH/LA MÜCADELE
9-10 Sunuş

11-17 Modern/Reel Sosyalizmin Elan Vital'i
Ömer Laçiner

18-23 Devrimci İlahiyat'ın Işığında Şiddet
Ahmet İnsel

24-26 Devrimci İlahiyat
Sergei Neçayev

27-38 Silahlı Mücadelelerin Ortaya Çıkışı, Yükselişi ve Bitişi Üzerine
Emin Alper

39-47 RAF: Yanlış yol, doğru rota
Kıvanç Koçak

48-58 Merih Cemal Taymaz ile Söyleşi: Türkiye'de Sol ve Silahlı Mücadele Bir Muhasebe

59-62 Arjantin'de Silahlı Mücadelenin Yenilgi ve Muhasebe Deneyimi
Aykan Sever

63-69 Laurence McKeown'la IRA ve İrlanda'da Barış Süreci Üzerine: "Duygusal Olmamayı Başarabilmek..."

Nasıl Bir Sol?
70-81 Tanınma Siyasetleri ve Sol
Ferdan Ergut

"Kürt Sorunu"
82-88 Dağ Kavminden Sokak Halkına Kürtler: Ev, Sokak ve Hapishane Arasında
Derviş Aydın Akkoç

Arap Baharı ve Suriye
89-96 Suriye'de Halk Ayaklanması, Siyaset ve Toplum
Seda Altuğ

In memoriam

"Elindeki tek alet çekiç olana bütün sorunlar çivi gibi görünür"müş (Abraham H. Maslow); peki elindeki tek alet silah olana?

Murat Ördekçi
(14 Ocak 1972-19 Aralık 2000)


MURAT’IN ANISI NEKROFİLLERİN* MALI DEĞİL!

(Kasım 2006'da açtığım ilk blogumun ilk yazısı)

Ceset Ticareti Anonim Zihniyeti'nin çeşitli internet sitelerinde kardeşim Mahmut Murat Ördekçi hakkında yazdıklarını ciddiye almayınız. Kötü bir niyetleri yok! İnsanları ölmeye (ve öldürmeye) davet eden her fanatizmin daha önce bu daveti kabul etmiş ölüleri mitleştirmeye ihtiyacı vardır.

Yedi yıldır cezaevinde olan Murat, kitap sayfalarında durduğu gibi durmayan devrim serabının hakikî ve somut duvarına çarpmıştı ve öldüğünde devrimci bile değildi. Bunu bile bile, şimdi onun cesedinden psikopat bir heykel yontmaya çalışıyorlar. Yıllarca koğuşta "misafir ağırlama sorumlusu" adı altında garsonluk yaptırdıkları kardeşim meğer "büyük komutan Murat yoldaş"mış! O kadar "proleter"miş ki bu Murat yoldaş, "yol yapım işlerinden şoförlüğe, çelik-pres işçiliğine kadar pek çok işte" çalışmış, bizden gizli! Oysa biz benimle birlikte eniştemizin elektrik malzemeleri üreten atölyesinde ve bir de Nişantaşı'ndaki Motta Pastanesi'nde çalıştığını biliyorduk. Sonradan içeride başına yönetici olan yiğitler şubede bülbül kesilip adını verdiği için 21'inde kaçak, 22'sinden itibaren mahpustu zaten; 18'ine kadar da öğrenciydi...

Örgüt yöneticilerinden ve kaşar yoldaşlardan tiksindiği, içindeki insan sevgisini ancak hep yeni gelen gençlerle ahbaplık ederek koruyabildiği o koğuşta sık sık içine çöreklenen karamsarlığı kovsun diye kaç mektup dolusu dil döktüğümü unuttuğum kardeşim, meğer 7 gün 24 saat devrimi ve partisini düşünen bir otomatmış! Ölürken bile yoldaşlarını soruyormuş. Oysa bana insandan çok hayvan görebileceği ıssız bir çiftlikte yaşamayı hayal ettiğini yazarken, insan diye koğuşundakilere göndermede bulunuyordu. Bana ve anneme yazdığı bütün mektuplar duruyor, gerekirse burada kendi el yazısıyla, fotoğraf formatında yayınlarım.

Murat'ı yaşama bağlayan, ölümünden iki yıl önce, kendi adını taşıyan yeğeninin dünyaya gelmesi oldu. Başta annesi ve yeğeni olmak üzere, ailesi dışında kimseyi düşünmezdi. Bunu onlar benden daha iyi biliyorlar aslında ama devrim için her şey mübah; adam ölmüş, parlatıp kullanmak lazım! Devrimci menkıbe yazarı, fedakâr "muhalif koyunlar" yetiştirmek için yazdığından, Murat'ı okuyucuya ideal bir "serdengeçti" olarak gösterme gayretiyle uçtukça uçmuş! Bu boku ben yemedim mi zamanında, yedim. Bile bile yalan söylemedim, ama bana iki laf söylendiyse ölmüş biri hakkında, kuşku duymadan, sorgulamadan o iki lafı süslü on iki laf yapıp yazdım. Şimdi buraya bu notu yazıyor olmam da "insan talihinin zalim imkânları"ndan (Tanpınar) olmalı.

Murat'ın devrimci olmadığını vurgulamak, arabesk bir masumiyet propagandası olarak anlaşılabilecek bir şey olduğu gibi, onun katillerinin dört duvar arasındaki silahsız bir insanı tarayarak öldürmeye sanki o insan devrimciyse hakları varmış anlamına gelebileceği için, "politik doğruculuk" açısından, bundan söz etmek istemiyordum. Ama normalde benzerlerini anlatılan benim kardeşim olduğu halde -rastladıkça- başlıklarına bakıp okumadan geçtiğim bir yazıyı okuyup kardeşimi orada tanınmaz halde görünce kendimi tutamadım; pişman değilim. Murat'ın anısı onların yeni Murat'lar tavlayabilmek için tepe tepe kullanabilecekleri "malları" değil!

Blogumda onunla ilgili sayfalar arttıkça, Murat'ın bir afiş değil, tıpkı devletin ve devrimcilerin katlettiği diğer on binlerce insan gibi, birilerinin oğlu ve kardeşi, ve de toprak altında yatan genç bir ölü olduğu görülecek. Ama önceliğimin oğullarının ölümünden sonra artık çok daha yaşlı insanlar olan annemin ve babamın hoşuna gidecek, onların gözünü dolduracak (gözüne görünecek anlamında) şeylerde olduğunu belirteyim hemen. Okuması kıt bu insanlar için Murat hakkında yazılan hangi saçmalığın onun hangi mektubuyla ya da görüş yerinde başbaşa kalabildikleri nadir zamanlarda söylediği hangi sözlerle çürütülebildiğinin bir önemi yok. Ve ayrıca zaten bu blogun konuları ve hedef kitlesi arasında, 21. yüzyılın sadece asayiş tarihinde sadece kanlı bir dipnot olmaya yazgılı "Türkiye devrimci hareketi" de bulunmuyor. Polemik meraklıları bu notla yetinip bir daha bu bloga uğramayabilirler...

*Nekrofili, ölü sevicilik demek. Ölülere tecavüz eden insan görünümlü yaratıkların sapkınlığı. Ama ben Erich Fromm'un psikiyatrist gözüyle totaliter fanatik ideolojilere bakarken kullandığı anlamıyla kullanıyorum. Yazdıklarımdan da görülebileceği gibi, onlar da ölmüşlere başka anlamda bayılıyorlar.